15 Ekim 2009 Perşembe

Bir Tünel Vardı Ne Oldu Ona?


Bahsettiğimiz tünel Bomonti-Dolmabahçe tüneli. Bu tünelin normal şartlarda Mayıs ta açılması gerekiyordu ama ilk önce Temmuza ertelendi sonra okulların açılmasına mutlaka yetişecek dendi şimdi de 2010 öncesi deniyor.

Peki bu tünelin açılışı neden sürekli erteleniyor? Tabi ki bu satırlardan sonra sorulması gereken bir soru bu. Nedeni şudur; beceriksizlik ve İBB'nin şu anda içinde bulunduğu borç batağı. Tünelin ihale sahibi firmaya ödeme yapılmadığı, bunun için firmanın iş yavaşlatma uyguladığı söyleniyor.

Eğer bu haber doğruysa(ki bana doğru gibi geliyor) o zaman büyükşehir belediyesinin hali içler acısıdır. İstanbul'un dört bir yanında yatırım yapmakla görevli bir belediye eğer bir inşaat firmasına 200 milyon dolarlık bir ödeme yapamıyorsa bahsedilen dev yatırımlar nasıl olacak bu da bir merak konusu.

Madem konuyu tünelden açtık biraz da bu tünelin İstanbula olan etkilerinden bahsedelim. Zaten en başta toplu ulaşım sorununu çözememiş bir kentin karayoluna yatırım yapması biraz abes kaçıyor. Bu tünellere büyük paralar harcanıyor bu paraların önceliği raylı sistem olmalıydı. Önce burada bir anlaşalım.Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına. Eğer son söz doğru çıkarsa yaklaşık 3 ay sonra elimizde İstanbul'un mevcut 2 köprüsü arasında kurulmuş bir hat ortaya çıkacak. Bu yönden akılcı bir yaklaşım diyebiliriz. Çünkü, pik saatlerde İstanbul'un köprü trafiğinde homojen bir dağılım olmuyor ama bu tüneller buna bir nebze de olsa yardım edecektir. Fakat benim şahsi görüşüme göre burda da bir problem var o da tünelin çıkış yeri.

Şimdi zaten Dolmabahçe trafiğine baktığımızda normal zamanda bile akıcı bir trafik bulunamıyor. Gümüşsuyu'nun da hali cabası. Bu tünel açıldığında Dolmabahçe'nin trafiği daha da karışıcaktır düşüncesindeyim.

Konu nereden nereye geldi. Bir toparlama yapalım. İstanbul gibi bir karışık şehirde herkesi memnun etmek çok zor. Dediğim gibi bir yerin trafiğini rahatlatmak demek başka bir yeri kilitlemek demek.Bu da karayolu çözümlerinin yetersiz olduğunu gösteriyor. Sanırım İstanbul'un Trafiği hakkında yazacağım tüm yazılarda bunu tekrar edeceğim çünkü çözümün o olduğu apaçık. O da toplu ulaşım.

8 Ekim 2009 Perşembe

İstanbul'da Gece Ulaşımı

Öncelikle bilgimizi verelim sonra yorumumuzu yapalım. İşte hayatın hiç durmadığı aksine su gibi aktığı 2010 kültür başkenti 15 milyonluk dünya kentimizde ki gece ulaşım tablosu.

73 Yenibosna Metro-Taksim
112 Altbostancı-Taksim
25T Sarıyer-Taksim
15F Kadıköy-Beykoz
96T Havalimanı-Taksim
110 Kadıköy-Taksim
34-34A Metrobüs
E-10 Kadıköy-Sabiha Gökçen

Şimdi burdan çıkarabilecek sonuçlara bakalım.

1. İETT bir kamu kuruluşu değildir. İETT zarar etmesi muhtemel hatlara otobüs koymaz. Memnuniyet paranın arkasındadır İETT için.
2.İETT halkın değil, taksicilerin,dolmuşcuların,minübüscülerin yanındadır.

3. İETT'ye göre İstanbul halkının belli bir kısmının gece eğlenmeye hakkı vardır. Gaziosmanpaşa'da oturuyorsanız (nüfüsu yaklaşık 450 bindir) yada Eyüp Kağıthane taraflarında otuyorsanız(ikisinin toplamı yaklaşık 800 bindir) gece eğlenmeye çıkamazsınız.

4. İETT iki merkezi yer olan, Taksim-Mecidiyeköy(Taksim metrobüs bağlantısı düşünülerek) arasına bir gece hattı koyamayacak kadar basiretsiz bir kuruluştur. Koysa bile bunu sitesinde duyurmaması yada arama yaptığımızda herhangi bir sonuç vermememesi daha büyük bir rezilliktir.

5. 2nin devamı olarak İETT geceleri İstanbul'da Ümraniye,Ataşehir,Sultanbeyli gibi ilçeler olduğunu unutur.

6. Zaten Beylikdüzü başından beri Tekirdağ'a bağlıydı.

İstanbul'un Trafik Sorunu



Bir kere şurda anlaşmamız gerekiyor ki, İstanbul'un trafik sorununu çözemezsiniz. Anca, İstanbul'un ulaşım problemi çözülebilir. Fakat günümüzdeki çalışmalar bu sorunu çözmekten çok uzaklar. Başımızdaki yetkililer yayalar yerine arabası olanları düşünmeye devam ettiği sürece de bu sorun çözülemeyecek aksine, hızla artacaktır.

Şimdi, anlatmaya çalıştığım şeyi biraz daha açalım. Gerek 3. köprü olsun, gerek Kadir Topbaş'ın yeditepe yedi tünel projesi olsun İstanbul'un trafik sorununu çözmek adına hiç bir işe yaramaz. Bu projeler kısa vadede İstanbul trafiğini rahatlatabilir. (3. köprü bunu da yapamaz ya) Fakat, gün gelecektir ki bu projeler, viyadükler, tüneller, köprüler gün gelecek yetersiz kalacaktır ki, bunların yetersiz kaldığı zaman sorunumuz şu ankinden çok daha büyük olacağı muhtemeldir.

O zaman ne yapmak lazım? Yapılacak şey son derece basittir. Toplu ulaşım. İstanbul da ki trafik sıkışıklığından kaynaklanan ulaşım probleminin tek çözümü budur. İstanbul da yaşayan insanları toplu ulaşıma özendirmek. Şöyle söyleyelim yapılması planlanan 3. köprünün maliyeti 1.5 milyar dolar Geçen yıl hizmete sokulan Kağıthane - Piyalepaşa tünelinin maliyeti 300 milyon TL bunun gibi altı tünel daha eder düz hesap 2 milyar TL 3. köprü ile toplayalım toplamda 4 milyar TL gibi bir rakama varıyoruz. Şimdi, gelin şöyle düşünelim İstanbul'un trafiğini kurtarmak(!) adına 4 milyar TL harcıyorsunuz; hemde 20 yıl sonra elinizde bir hiç olacağını bile bile. Pardon bir hiç değil otoyollar çevresinde oluşacak gecekondu mahallelerini, İstanbul'da ki çarpıklaşmanın daha da artacağını unutmuşum.

Başımızdaki bu zihniyet devam ettiği sürece ne yazık ki daha çok paramız çöpe atılacaktır. İBB her fırsatta paramızın şunda şu kadarını ulaşıma ayırdık desede bu ayrılan paranın çok büyük bir kısmı kavşak,tünel,asfalt derken raylı sisteme çok az para kalmasından kimse bahsetmiyor.
Zaten, para ayrılsa metro koca 4.5 senede sadece 1 durak uzar mıydı? O da sinalizasyonu bozuk bir şekilde. Ya da, 2005'tetemeli atılırken sözleşmede 24 yazıyor ama pazarlık yaptık 20 aya çektik denilen Kadıköy-Kartal metrosu şimdi bitmezmiydi?